Almaya Osmanlı Devletini neden yanında savaşa koymak istemiştir?

Almanya’nın Osmanlı Devleti’ni Kendi Yanında Savaşa Sokmak İstemesinin Nedenleri 1. Yeni cepheler açılmasını sağlamak. 2. Halifeliğin gücünden yararlanmak. 3. Rusya’ya Boğazlardan gidecek yardımı engellemek. 4. Osmanlının yer altı kaynaklarından yararlanmak. 5. Osmanlı Devleti’nin yer altı kaynaklarından yararlanmak. Osmanlı Devleti’nin Almanya’nın Yer Almasının Nedenleri 1. İngiltere ve Fransa’nın ittifak tekliflerini kabul etmemeleri. 2. İngiltere ve Fransa’nın … Devamını oku…

Enzimlerin Günlük Yaşamımızda ki Kullanım Alanları

Enzimler başardıkları işler yanında çalışma şekilleride hayli ilginçtir.Bir enzim sahip olduğu 3 boyutlu yapısıyla yanlızca bir kimyasal tepkimeyi katalizleyebilir.Bir kimyasal tepkimeye giren enzim başka hiçbir kimyasal reaksiyona girmez. Reaksiyona giren enzimi bir “U” şekli olarak düşünürsek bu enzimin içine yerleşecek madde (substrat) ancak çubuk şeklinde olmak zorundadır.Eger kimyasal maddeler daire, kare veya başka tip sekillerde … Devamını oku…

Orhan Bey’in Rumeli’ye Geçişi

Orhan Gazi’nin hükümdarlığının son döneminde yeni bir strateji ortaya çıkmıştır. Bu strateji Bizans’a yardım etme vesilesiyle Rumeli’ye Osmanlı askeri gönderilmesi ile başlayıp; Osmanlıların ve Turklerin Rumeli’de toprak edinip şehirlere de yerleşmesi ve yeni bir küffar elinden toprak fethetme sürecinin (sonucunda ta orta Avrupa’ya uzanacak olan sürecin) başlaması ile devam etmiştir.[9]   Orhan Bey zamanında sınırların … Devamını oku…

Orhan Bey’in Anadolu Fethileri

Orhan Bey’in beylik yıllarının ilk dönemi Anadolu’da fetihlerle geçmiştir. Beyliği sırasında bütün diğer Anadolu beylikleri gibi İran’da kurulu İlhanlılar’ı metbu sayıp yıllık vergi ödemekte devam etmiştir. Diğer yandan da Bizans topraklarına yönelik akınlar ve fetihlerle Osmanlı Beyliği daha güç kazanmıştır. Orhan Bey 1321de Mudanya’yı fethederek beyliğini Marmara Denizi kıyısına erişmiştir. 1323 yılında Gebze de kendi … Devamını oku…

Cumhuriyet dönemi Türk denizciliği

-Gemi İnşa Sanayi : 1927 yılına gelindiğinde Cumhuriyet kayık, sandal , gemi yapım ve onarım sanayinde 1356,7 beygir gücü kullanan 18 motorlu işletmeye ve 92 motorsuz işletmeye sahip olmuştur. Motorlu işletmelerde 149 motor bulunmakta ve tüm kesimde 1613 işçi çalışmaktaydı. 1935 yılına gelindiğinde ise, Cumhuriyetin askeri tersaneleri denizaltı yapabilecek duruma gelmiştir. 1938 yılında 5000 tonalitoya … Devamını oku…

1924 Anayasasının temel özellikleri

20 Ocak 1921 tarihli Anayasa (Teşkilatı Esasiye Kanunu) olağanüstü dönemin, olağanüstü koşulları içinde çıkarılmış dinamik bir dönemin yetersiz bir anayasası idi. Daha sonra, koşullar değişmiş, Cumhuriyet ilan olunmuş, Türk devrimi ihtilal evresinden yeniden düzenleme evresine yönelmişti. Yeni Türkiye’nin yeni bir Anayasaya gereksinimi vardı. TBMM’nde çalışmalar ve görüşmeler sonucunda, 20 Nisan 1924’te 105 maddeden oluşan yeni … Devamını oku…

Atatürk ve Kültür

“Ülkemizi çağdaşlaştırmak istiyoruz. Bütün çalışmamız, Türkiye’de çağdaş ve buna göre batılı bir hükümet oluşturmaktır. Uygarlığa girmek isteyip de batıya yönelmemiş millet hangisidir?” diyen Atatürk, batı uygarlığını örnek almıştır. Cumhuriyetin 10. yıl söylevinde ” Yurdumuzu dünyanın en bayındır ve uygar ülkeleri düzeyine çıkaracağız. Milletimizi en geniş refah araç ve kaynaklarına sahip kılacağız. Millî kültürümüzü çağdaş uygarlık … Devamını oku…

Dış Politika (Atatütürk Dönemi)

TÜRKİYE’NİN MİLLETLER CEMİYETİ’NE GİRMESİ 18 Temmuz 1932 Cemiyet I. Dünya Savaşı’ndan sonra uluslar arası sorunları barışçı yollarla çözümlenmesi için itilaf devletleri tarafından kurulmuştur. Türkiye, dünya barışına verdiği önemi göstermek ve yurtta sulh, cihanda sulh ilkesini gerçekleştirmek amacıyla Milletler Cemiyeti’ne üye oldu. BALKAN ANTANTI – 9 Şubat 1934 Dünya Savaşı’ndan sonra imzalanan antlaşmalar kalıcı bir barış … Devamını oku…

Atatürkçü Düşüncede Milli Güç Unsurları

Bir ulusun, ulusal hedeflerine ulaşabilmek amacıyla kullanabileceği maddi ve manevi kaynaklarının toplamına milli güç denir. Milli güç unsurları şunlardır: Siyasi Güç Atatürkçü düşüncede siyasi güç, devletin gücünü milletten alması ve devlet politikalarının millet iradesine göre belirlenmesi esasına dayanır. Atatürk, siyasi gücün zayıflamasının devletin ve demokrasinin geleceğini tehlikeye düşüreceğini söylemiştir. Ekonomik Güç Ekonominin toplum hayatında büyük … Devamını oku…

Geçmişten Günümüze İnsan Hak ve Hürriyetleri

Bilinen ilk çağlardan günümüze kadar insanlık tarihi, büyük çoğunluğu ile düşünce ve uygulama alanında, insan hak ve hürriyetlerine karşı yapılan zulümlerden, baskılardan, müdahalelerden ve kısıtlamalardan kurtulma mücadeleleriyle geçmiştir. Bugün de farklı anlam ve boyutlarda, değişik amaçlarla bu mücadele devam etmektedir. Batı’da “Aydınlanma Çağı” bir anlamda, insan hak ve hürriyetlerinin gerçek özelliklerinin, niteliklerinin, öneminin yeniden keşfi, … Devamını oku…

Atatürk’ün hak ve hürriyetlere verdiği önem

“Türkler, demokratik, hür ve sorumlu vatandaşlardır. Cumhuriyetin kurucuları ve sahipleri bizzat kendileridir. Türk, kişisel hürriyetinden ve çıkarlarından, Anayasanın belirlediği kadarını, Cumhuriyete bırakmıştır. Cumhuriyet kişilerin ona bıraktığı bu kısım hürriyeti, kişilerin ve Türk Milleti’nin ülke içinde hürriyetlerini ve dışarıya karşı bağımsızlıklarını sağlamak için kullanır…” (1930) Mustafa Kemal ATATÜRK       Atatürkçü Düşünce sisteminde; insan, düşünceleri, … Devamını oku…

İzmir İktisat Kongresi’nde Alınan Kararlar

Kongrede Alınan Kararlar Yeni Türk devletinin temelleri 23 Nisan 1920’de atılmıştı; ancak en önemli sorunun işgalden kurtarılması olması nedeniyle ekonomik sorunlarla fazlasıyla ilgilenilememişti.Kaldı ki Mustafa Kemal askeri başarıların ekonomik başarılar ile taçlandırılmadığı sürece bir anlam ifade etmeğini biliyordu. İşte bu amaçla Mustafa Kemal daha cumhuriyet ilan edilmeden bu konuya eğildi ve 18 Şubat 1923’te İzmir … Devamını oku…

Sanayi Teşvik Kanunu

Sanayi Teşvik Kanunu, sanayi yatırımı yapacak işletmelere muafiyet, imtiyaz ve teşvik sağlamayı amaçlayan yasa. Teşvik-i Sanayi Kanunu’nun çıkarılması Mustafa Kemal ATATÜRK’ün sanayi alanında yapmış olduğu bir yeniliktir. 28 Mayıs 1927’de Teşvik-i Sanayi Kanunu çıkarılarak özel teşebbüse yatırım yapmada pek çok kolaylıklar sağlanmıştır. Yasanın çıktığı dönemde özel girişimcilerin elinde yeterli sermaye bulunmadığı gibi mali ve teknik … Devamını oku…