1939 Hatay sorunu ve sonucu

 1921 yılında TBMM ile Fransa arasında imza¬lanan Ankara Antlaşmasıyla Hatay, Fransa mandası durumundaki Suriye sınırlarında kalmıştır.  Ayrıca burada yaşayan Türklere geniş haklar tanınmış ve bölgede özerk bir yönetim uygulanmıştır. Hatay’ın Türk toprakları dışında kalması Misakı Millî’den taviz verildiği anlamına gelmekteydi.  Mustafa Kemal bu yüzden Hatay’ın anavatana katılması gerektiğini savunmuş ve çeşitli girişimlerde bulunmuştur.  M. Kemal … Devamını oku…

Atatürk’ün Son Günleri ve Ölümü

 Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk, hayatı boyunca milletine her alanda hizmet etti. Milletin huzuru, güveni ve mutluluğu için çalıştı.  Atatürk’ün hastalığı ile ilgili ilk şikâyetleri 1937 yılında başladı. Fakat doktorlar bu hastalığın teşhisini uzun bir süre koyamadılar. 1938 yılında Yalova Kap¬lıcalarına dinlenmek için gittiğinde kaplıcadaki doktor, Atatürk’ün hastalığının siroz olduğunu belirledi.  Hastalığın teşhisi geciktiği için hastalığın … Devamını oku…

Türkiye’nin 2.dünya savaşındaki tutumu

 Türkiye İkinci Dünya Savaşı öncesinde dünya devletlerine karşı dost bir politika izliyordu. Ancak, İtalya ve Almanya’nın yayılmacı politikalarına karşı İngiltere ve Fransa’ya daha yakın durmaya çalışıyordu.  Türkiye bu savaşta toprak bütünlüğünü kazan¬mayı ve tarafsız kalmayı amaç edinmişti.  Müttefik ve Mihver Grubu devletleri Türkiye’yi kendi saflarına çekmek için her yolu denediler.  Türkiye savaşın başından itibaren Müttefik … Devamını oku…

Türkiye’de demokrasinin gelişimi

o 23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılmasıyla de¬mokrasi yolunda en önemli adımlardan biri atılmış oldu. o 1923 ile 1930 yılları arasında çok partili ha¬yata geçiş denemeleri yapılmış, fakat başarılı oluna¬mamıştı. o 1930’dan sonra Türkiye’de tek partili rejim 1946 yılına kadar devam etmişti. o İkinci Dünya Savaşı’nın Batı demokrasilerinin zaferiyle sonuçlanması üzerine Türkiye Büyük Millet Meclisinde birkaç milletvekili siyasi hayatımızda de¬mokratik … Devamını oku…

İnsan hak ve özgürlüklerinin tarihi gelişimi

• 1789’da ortaya çıkan Fransız ihtilali sonunda yayın¬lanan İnsan ve Yurttaş Hakları Beyannamesi, insan hakları kavramının uluslararası bir nitelik kazanma¬sını sağlamıştı. İnsan haklarının evrensel ilkeler ola¬rak kabul edilmesi ve korunması yönünde çalışma¬lar, II. Dünya Savaşı’ndan sonra Birleşmiş Milletler Örgütü’nün kurulmasıyla hızlanmıştır. İnsan Haklarını Koruyan Uluslararası Sözleşmeler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi • 1945’te dünya barışını korumak için kurulan … Devamını oku…

Ülkemizin karşı karşıya olduğu tehditler

 Türkiye dünya üzerinde çok önemli bir konuma sa¬hiptir. Bu nedenle çok sayıda ülkenin, topraklarımız üzerinde emelleri vardır. Bu emellerine ulaşabilmek için kültür, dil, din, yurt, tarih ve ülkü birliğini zayıf¬latmaya bu yolla milletin birlik ve bütünlüğünü boz¬maya çalışmaktadırlar. Ülkemizin karşı karşıya olduğu tehditlerden ba¬zıları şunlardır: Misyonerlik  Misyonerlik, başka dini inançlara sahip olan insan¬ları kendi dinine … Devamını oku…

Körfez Savaşı ve Türkiye’ye Etkileri

I. Körfez Savaşı • Irak, 1980 -1988 yılları arasında İran ile yaptığı sa¬vaşta ekonomik yönden ağır zararlara uğramıştı. Bu zararları karşılamak için 2 Ağustos 1990’da Ku¬veyt’i işgal etti. • Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Irak’ın Kuveyt topraklarını boşaltması için karar alarak, bu kararın 15 Ocak 1991 tarihine kadar uygulanmasını, aksi taktirde güç kullanılacağını duyurdu. Irak’ın bu sü¬re içinde … Devamını oku…

Türkiye Avrupa Birliği İlişkileri

 Türklerle Avrupalılar arasındaki ilişkiler uzun bir geçmişe sahiptir. Osmanlı Devleti ile Avrupa ülkele¬ri arasındaki karşılıklı etkileşim yüz yıllar boyunca sürmüştür. Türkiye ikinci Dünya Savaşı’ndan sonra ortaya çıkan yeni dünya düzeni içinde Avrupa dev¬letleri ile birlikte hareket etmiştir.  AB’nin kuruluşu 18 Nisan 1951’de Belçika, Federal Almanya, Fransa, İtalya, Lüksemburg ve Hollanda arasında Paris’te imzalanan antlaşmaya kadar … Devamını oku…

Ucuz Enerji Kaynakları

Artık çağımız tam bir “enerji çağı” haline gelmiştir. Yaşamımızda öylesine değişik makineler, araçlar, taşıtlar kullanıyoruz ki bunlar için de çok ve değişik enerjilere ihtiyaç vardır. Evlerimizde ısınmak için odun, kömür, doğalgaz, petrol ve elektrikten yararlanıyoruz. Yolculuk yapmak için kullandığımız taşıtlar petrolle çalışır. Artık her evde bulunan buzdolabı, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi, televizyon, ütü, mutfak robotu, … Devamını oku…

Maddenin Dördüncü Hali Plazma

Maddenin katı, sıvı ve gaz hâlinden başka çok yüksek sıcaklıklarda karşılaşılan, plazma olarak adlandırılan dördüncü bir hâli daha vardır. Yüksek sıcaklığa ısıtılan gazlar önce atomlarına ayrılır, sonra da atomdan dış yörünge elektronlarının kopması ile pozitif yüklü iyon oluşur. Meselâ, azot molekülü ısıtılırsa önce azot atomu, sonra da azot iyonu oluşur. Olayın denklemi N2(g) =2N(g) = … Devamını oku…

Eski Simyacılar (Simya’ya Hizmet Edenler)

Hermann Kopp : Soy (asal) olmayan metalleri soy metallere dönüştürmek. filozof taşının ve insan ömrünü sonsuzlaştıracak yaşam iksirinin aramak. Cabir Bin Hayyan : Atomların kontrol altında parçalanıp değerlerinin değişmesi sonucunda ise metallerin birbirine dönüşebileceğini söylemiştir. El-Razi : Soda ile potasyum arasındaki farkı bekirtmiş, sülfat asidini bulmuştur, formik asidi, kostik sodayı ve gliserini keşfetmiştir. Glauber : … Devamını oku…

Simyada element ve atam

(M.Ö. 483-423) Empedokles; bu güne kadar varlığından bahsedilen üç elemente (su, hava ve ateş) birde toprağı ekler. Bu dört maddenin çeşitli oranlarda birleşmesiyle diğer maddelerin oluştuğunu, ayrışmasıyla da maddelerin değiştiğini savunur. Empedokles, “evrendeki hiç bir şeyin yok olmadığını sadece dönüşüme uğradığını (kütlenin koruma kanunu) savunur.” (1214-1294), Roger Bacon: Ingiltere’nin Somerset kentinde doğmuş ve Oxford üniversitesinde … Devamını oku…

Simyadan Kimyaya

Empedokles (M.Ö. 483-423) ; Empedokles, bu güne kadar varlığından bahsedilen üç elemente (su, hava ve ateş) birde toprağı ekler. Bu dört maddenin çeşitli oranlarda birleşmesiyle diğer maddelerin oluştuğunu, ayrışmasıyla da maddelerin değiştiğini savunur. Empedokles, “evrendeki hiç bir şeyin yok olmadığını sadece dönüşüme uğradığını (kütlenin koruma kanunu) savunur.” Simya, bir saflaştırma sanatıdır. Simyacılara göre “madde; hastadır … Devamını oku…

Eski çağlarda Keşfedilen maddeler

Issız bir adada kaybolsanız ve hiç bir şeye sahip olmazsanız acaba neleri hayatınıza hangi öncelikle katarsınız? Arkeolojik kayıtlarla tarihlendirilmiş olan bazı üretimlerin belli başlıları söyle sıralanabilir: Metaller ve Madencilik Mayalama ve Dericilik Cam Üretimi ve İşleme Değerli Taşlar İlaçlar Boyalar ve Kozmetikler Eski çağlarda insanlarda bu şekilde düşünmüşler. a-Önce hayatta kalabilmek için doğadaki yenile bilir … Devamını oku…