Türk Edebiyatında Destanlar

Asya kıtasının çeşitli bölgelerinde yaşayan Türk boyları arasında zengin bir destan geleneği vardır. Bilinen Türk destanları arasında en eskisi Yaratılış Destanı’dır. Altay Türkleri arasında söylenmektedir. V. Radlov tarafından saptanıp yazıya geçirilmiştir. Saka Destanı, İskit Türkleri’ne aittir. Bu destan zinciri içinde Alp Er Tunga ve Şu parçaları bulunur. Bunlar Kaşgarlı Mahmud’u Divanü Lugati-t-Türk adlı eserinde yer … Devamını oku…

Sözlü Destanlar ve Özellikleri

Image via Wikipedia * Yazının henüz bulunmadığı ve yaygınlaşmadığı bir kültürde doğan ve kuşaktan kuşağa sözlü olarak aktarıldıktan sonra yazıya geçirilen destanlardır. Ozan ve şarkıcıların değişik zamanlarda söylediği şarkı ve şiirlerin bütünleşmesi ve işlenmesiyle oluşturulurlar. Örnekler: * Gılgamış: MÖ 3000 yıllarında Mezopotamya’da ortaya çıkmıştır. Bilinen en eski destandır. Babil ve Akad toplumlarınca da benimsenmiştir. Ama … Devamını oku…

Sert Ünsüzlerin Benzeşmesi Kuralı

Sert ünsüzlerin “f,s,t,k,ç,ş,h,p” biriyle biten sözcüklere “c,d,g” yumuşak ünsüzlerinden biriyle başlayan bir ek getirildiğinde, bu eklerin başındaki C, Ç ‘ye; D,T’ye; G,K’ ye dönüşür. Ünsüz sertleşmesi kuralına aykırı yazımlar yazım yanlışı yaratır. Örnek: Giriş-gen girişken Dost-dur dosttur Arap-ca Arapça -Ünsüz sertleşmesi, özel adlara ve sayılara getirilen eklere de uygulanır. Örnek: Yanlış Değişim Doğru Sinop’da “d”,”t” … Devamını oku…

Ünlü Türemesi,ses türemesi,harf türemesi

Ünlü Türemesi: Küçültme eki (-cık,-cik) nin tek heceli ve son harfi sessiz olan sözcüğe gelmesiyle oluşur. Örn: Genç-cik > gencecik Az-cık > azıcık Bir-cik > biricik Ünsüz Türemesi: Yardımcı eylemlerle yapılan birleşik eylemlerde: Örn: Af-etmek > affetmek His-etmek > hissetmek Zan-etmek > zannetmek vb. Sözcükler kimi eklerle birleşirken zaman zaman araya başka yeni sesler girer. … Devamını oku…

Ünsüz Düşmesi,Sessiz Düşmesi

Bazı sözcükler, çeşitli etkilerle birleşirken sözcüğün sonundaki ünsüz harf düşebilir. Bu olaya ünsüz düşmesi adı verilir. Sonu ‘k’ ile biten kelime+küçültme eki ‘-cik,cık’ =ünsüz düşmesi Örn: Minik – cik > minicik Ufak – cık > ufacık Yumuşak- cık >yumuşacık sıcak cık sıcacık Ayrıca şu kelimelerde de ünsüz düşmesi olmuştur. Her (bilgi yelpazesi) ne kadar yukarıdaki … Devamını oku…

Ünsüz Türemesi,Sessiz Türemesi

Yardımcı eylemlerle yapılan birleşik eylemlerde görülür. Örn: Af-etmek > affetmek His-etmek > hissetmek Zan-etmek > zannetmek vb. Yardımcı eylemle yapılan bileşik eylemlerde ad soylu sözcükte ses türemesi görülür. Örnek: his etmek hissetmek red etmek reddetmek Bu sözcüklere ünlüyle başlayan bir ek getirildiğinde sözcüklerde aynı türeme ortaya çıkar. Örnek: Af-ı affı Had-i haddi

Ünsüzlerin Yumuşaması Kuralı

Bir sözcük p,ç,t,k sert ünsüzlerinden biriyle biterken, bu sözcüğe ünlüyle başlayan bir ek getirildiğinde, sert ünsüzler yumuşayarak; p,b ‘ye – ç,c ‘ye – k,ğ ‘ye – t,d ‘ye dönüşür. pçtk => bcdğ örnek: Balık balığın Kitap kitaba Ağaç ağacı Kağıt kağıdı Ünsüz Yumuşaması İle İlgili Kurallar: -Kimi Türkçe ve Türkçe’ye girmiş sözcüklerde yumuşama görülmez. Örnek: … Devamını oku…

Edebi Metinler ve Özellikleri

Yazılan her yazı, söylenen her söz edebi değer taşımaz. Bu bakımdan metinleri edebi metinler ve diğer metinler olmak üzere ikiye ayırabiliriz. Edebi metnin kendine özgü bir dil anlayışı vardır. Herkesin kullandığı günlük dile yeni anlamlar yükleyerek ona bir üst dil özelliği kazandırır. Bireysel değerler, mecazlı ifadeler, yan anlamlar, ve yeni çağrışımlarla süslenen dil bambaşka bir … Devamını oku…

Parnasizm ve Edebiyatımız

Fransa’da şiir türünde ortaya çıkmış bir akımdır. Şiirdeki gerçekçilik diyebileceğimiz parnasizm, bir anlamda realizmle natüralizmin şiirdeki sentezinden oluşmuştur. 1886’da “Parnas” adlı derginin yayınlanmasıyla ortaya çıkmıştır (Parnas: Mitolojide ilham perilerinin yaşadığına inanılan efsanevi dağın adı). Parnasyenler şiiri salt biçim olarak görürler. Bu nedenle biçim güzelliğini her şeyin üstünde tutarlar. Yine aynı nedenlerle ölçü ve uyağa çok … Devamını oku…

Natüral (Doğalcılık)

NATÜRALİZM (DOĞALCILIK) 19.yüzyılın sonlarına doğru Fransa’da ortaya çıkan natüralizm, bir anlamda realizmin bir üst basamağı (gerçeğe yaklaşmadaki katılığı nedeniyle) olarak düşünülebilir. Natüralizmi, realizmden ayıran nokta onun deney yöntemine de yer vermesidir. Deney yöntemi, doğa olaylarında aynı nedenler, aynı koşullar altında aynı sonuçları doğurur düşüncesidir (Determinizm). Natüralistler bu anlayışın tabiatta olduğu gibi insan yaşamı için de … Devamını oku…

Klasisizm ve Edebiyat

KLASİSİZM 17. yüzyılda Fransa’da ortaya çıkan bir akımdır. BOILEAU bu akımın kurucusu olarak kabul edilir. Klasikler Eski Yunan ve Latin edebiyatını bilgi ve esin kaynağı olarak benimsemişlerdir. Temel olarak şu ilkelere dayanır: Sanat, “insan tabiatına” önem vermeli ona sevgi ve saygı duymalıdır. Klasik bir eser “akıl” ve “sağduyu”ya dayanmalıdır. Eser, “dil”, “anlatım” ve “şekil” de … Devamını oku…

Mensur Eserler

Tanzimat Devri Türk Edebiyatı ‘nın nesir alanındaki yenileşmesinde gazete¬nin önemi büyüktür. 1831’de resmî olarak çıkanlan ilk Türkçe gazete Takvim-i Vakayi’dir; bu¬nu 1840’ta yan resmî Ceride-i Havadis izler. Agâh Efendi ue Şinasî’nin 1860’ta çıkardıktan Tercüman-ı Ahvâl ile Şinasî’nin çıkardığı Tasvir-i Efkâr gazeteleri yayımladıklan çeşitli yazılarla, yeni nesrin ilk örneklerini uermiş oldular. Böylece, “umum halkın anlayabileceği bir … Devamını oku…

Manzum Eserler

Tanzimat Devri Türk Edebiyatı’nda, önce, Fransız şairlerinden yapılan çevi¬rilerde bazı yenilikler görülür. Bunlan daha çok içerikte yaptıktan yeniliklerle, dildeki “sadeleşme” çabalan izler. Sonra şekil yönünden birçok değişiklik ve yeniliklere girişildiği görülür. Tanzimat Devri Türk Edebiyatı’nda; Ölçü, çoğunlukla aruz ölçüsüdür. Şinasi, Ziya Paşa, Namık Kemal ve Abdülhak Hâmit’in hece ölçüsüyle yazdıktan şiir denemeleri de vardır. Uyak, … Devamını oku…

Türkçenin gelişmesine katkı sağlayan eserler

Türklerin 10. yüzyıldan itibaren İslâmiyeti kabul etmesiyle birlikte din, dil ve kültür hayatlarında önemli değişiklikler olmuştur. Bu dönemde bilim dili olarak Arapça, edebiyat dili olarak da Farsça kullanılmaya başlanmıştır. Dil ve kültür alanındaki bu etkilenme sonucu Arapça’dan Farsçadan dilimize pek çok sözcük ve kavram girmiştir. Ancak Türkçe bir taraftan da varlığını sürdürmüştür. Özellikle Karahanlılar döneminde … Devamını oku…