FETÖ, MEB'deki Muhtemel Operasyonları Manipüle mi Ediyor?

FETÖ, MEB'deki Muhtemel Operasyonları Manipüle mi Ediyor?

Milli Eğitim Bakanlığı, 9 Eylül 2016 tarihinde, çoğunluğu Eğitim Sen üyesi olan 11 285 öğretmeni, 657 sayılıDMKnin137.maddesine göre görevden uzaklaştırdı.

Bu işlem, öğretmenlerin görevden uzaklaştırılma gerekçeleri ortaya çıkmaya başlayınca,kamuoyundaki kimi yaftalamaların dışında, şaşkınlıkla karşılandı. Çünkü öğretmenlere tebliğ edilen yazılarda yer alangörevdenuzaklaştırmagerekçesinde,ülkenin kimi illerinde uygulananiç güvenlik operasyonlarını akamete uğratmak ve eğitim-öğretim hakkını engelleyici nitelikte eylemlere katılmak gibi soyut suçlamaların dışında hiçbir somut iddia yer almazken; bu öğretmenlerin hemen hemen tümünün29 Aralık 2015 tarihinde KESK tarafından karar alınan ve uygulanan 1 günlük greve katılma gerekçesiyle görevden uzaklaştırıldığı anlaşılmaktadır.

Öncelikleolağanüstü hal hükümlerinin yürürlükte olduğu günlerden geçtiğimizi veAnayasanın 2.maddesinde de yer aldığı gibi, Türkiye CumhuriyetiDevletinindemokratik, lâik vesosyal bir hukukdevletiolduğunuakıldan çıkarmadan,Anayasa Mahkemesi BaşkanıZühtü Arslanın, Anayasa Mahkemesi üyeliklerine seçileniki üyenin ant içme töreninde yaptığı konuşmada, olağanüstühal hukuksuzluk hali değildir, nitekim olağanüstü hal hukuku Anayasada detaylı bir şekilde düzenlenmiş, olağanüstü durumlarda temel hak ve hürriyetlere yönelik müdahalenin şartları ve sınırları açıkça belirlenmiştiritespitinide unutmadan, Eğitim Sen üyesi öğretmenlerin görevden uzaklaştırılması ile ilgili uygulanan işlemin, ulusal ve uluslararası hukuk açısından ne anlama geldiğini irdelemek gerekiyor.iiŞöyle ki;

  1. 87NoluILO Sözleşmesinin 3. maddesinde kamu çalışanlarının örgütlenme veetkinlikte bulunma özgürlüğü ile kamu makamlarının bu hakkı sınırlayacak veyakullanılmasına engel olacak nitelikte her türlü müdahaleden sakınmaları gerektiğidüzenlemiştir. Sözleşmenin 8/2. maddesinde de, sözleşme ile öngörülen güvencelere zararverecek nitelikte iç hukukta yasal düzenleme yapılamayacağı, uygulamada da bu haklarınkısıtlanamayacağı kurala bağlanmıştır.

  1. 7–8 Aralık 2000 tarihinde, Fransada, Türkiyenin de katıldığı Nice Zirvesinde kararlaştırılan Avrupa Birliği Temel Haklar Şartının ‘Toplu pazarlık yapma ve eylem hakkı başlıklı 28. maddesine göre; Çalışanlar ve işverenler veya bunların ilgili kuruluşları, Topluluk mevzuatı ve ulusal yasalar ve uygulamalara göre uygun düzeylerde toplusözleşmelermüzakereetme ve imzalama ve menfaat ihtilafı olması halinde grev eylemidâhilolmak üzere kendi çıkarlarını korumak için ortak (toplu) eylem yapma hakkına sahiptir.

  1. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 11. maddesi kapsamında, sendikal eylem ve etkinlikler nedeniyle verilen cezaları Sözleşmeye aykırı bulmuştur.

  1. Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan sendikal faaliyet hakkı Türk Ceza Yasasıyla dakorumaya alınmış, 118. maddede sendikal faaliyetin engellenmesi yasaklanmıştır.

  1. Milli Eğitim Bakanlığı Hukuk Müşavirliğinin 27 Şubat 2012 gün ve 02-17848 sayılı yazısında da Anayasanın 90. maddesi kapsamında, sendikal kararlar doğrultusunda gerçekleştirilen iş bırakma eylemlerine katılımın sendikal faaliyet olarak kabuledilmesi gerektiği, bu konuda ilgili kanunlarda yasal düzenlemeler yapılmasına ihtiyaç olduğu belirtilmiştir.

  1. Anayasa Mahkemesi, sendikanın aldığı karara uyarak iş bırakma eylemine katılan kamu görevlilerinin disiplin cezasıyla cezalandırılmasını sendikal hakların ihlali olarak görmektedir. EĞİTİM SEN üyesi bir kamu görevlisinin başvurusu üzerine yine Mersin 1. İdare Mahkemesince verilen ret ve Adana Bölge İdare Mahkemesinin onama kararılar sonrasında Anayasa Mahkemesi Başkanlığı İkinci Bölümünün 18.09.2014 gün ve2013/8463 Başvurunolukararıbu yöndedir.

  1. Sendika üyesi kamu görevlilerinin, sendikaların aldığı karar doğrultusunda görevlerine gitmeme şeklinde gerçekleştirdikleri etkinlikler Danıştayın yerleşik hale gelen kararlarıyla disiplin suçu olarak görülmemektedir.

  1. İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü, 29 Aralık grevine katılan kamu emekçileri hakkında ilçelerdeki Cumhuriyet Savcılıklarına, "Cebir ve tehdit yolu ile eğitim hakkını engellemek" suçunu işledikleri iddiası ilesuçduyurusundabulunmuş,Karşıyaka Cumhuriyet Savcılığı verdiği kararda, basın açıklamasına katılma eyleminin sendikal faaliyetin bir gereği olduğunu, eğitim ve öğretim hakkını engelleme suçunun kasten işlenebilecek suçlardan olduğunu, şüpheli öğretmenlerin bu suçun oluşmasında kasıtlarının varlığına ilişkin yeterli delil bulunmadığını belirterek, kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.iii

  1. Adıyamanda, 29 Aralık 2015 e, Eğitim Senin aldığı karar doğrultusunda ülke genelinde gerçekleştirilen greveve basın açıklamasına katılarak, sloganattıkları gerekçesiyle ifadeleri alınan öğretmenler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir.iv

Özetle sendika üyelerinin, sendikanın yetkili kurullarında aldığı kararlar doğrultusunda gerçekleştirilen etkinliğe katılması suç olmayıp sendikal ve demokratik bir hakkın kullanılması niteliğindedir. Dolayısıyla sendika üyelerinin disiplin cezasıyla cezalandırılmayacağı bir eylem gerekçesiyle görevden uzaklaştırılması açıkça haksız ve hukuka aykırıdır.

Anayasa mahkemeside; idarenin ve yargının bir bütün olarak yeknesak hareket etmesinisağlayacakmevzuatdüzenlemeleri bulunmadığının altını çizmiş bu nedenle sendikanın kararı doğrultusunda gerçekleştirilen iş bırakma eylemine katılan sendika üyelerinin disiplin cezasıyla cezalandırılmasının demokratik toplumda gerekliolmadığına, bu sebeple başvurucunun Anayasanın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Sendikaların yetkili organlarının kararı gereği gerçekleşen eylemler sendikal eylemlerdir. Sendika üyelerinin/yöneticilerinin bu eylemlere katılımı suç olarak değerlendirilemez. Sendikal eylemlerin bireysel eylemler gibi algılanıp, bir araya getirilmesi disiplin soruşturmasına konu edilip, disiplin ve idari yönden ağır yaptırımlara maruz bırakılması aynı zamanda kolektif sendika özgürlüğünün ihlali anlamına gelir. Sendika kararının nasıl olacağı hangi amaca erişmek için hangi yöntemlere başvurulacağı, ne kadarsüreceği, kolektif sendika özgürlüğü kapsamında değerlendirilmelidir.

Bu kadar uluslararası, ulusal belge vemahkemekararlarıortada dururken; ülkenin hukuk devleti olmasının ve yasaların anayasaya uygunluğunun denetlendiği, hukuki kararların soninceleme mercii, bireysel özgürlüklerin korunmasının ülkeiçindeki son durağıve adeta belkemiği niteliğindeki Anayasa Mahkemesinin BaşkanıZühtü Arslanın daha dün ‘olağanüstü hal hukuksuzluk hali değildir tespitini de göz önüne alırsak, soyut iddialarla EğitimSenliöğretmenler hakkında alınan görevden uzaklaştırma işlemini ne hukuksal, ne idari, ne de eğitimsel açıdan anlamak mümkün değildir.

Gelinen aşamada, Türkiye Cumhuriyetinin 93 yıllık, pozitif hukuk kurallarının hayata geçmeye başladığı son 200 yıllık modernleşme sürecinin, bu kadar hukuksal belge, mahkeme kararları ve içtihat ortada dururken,MEBin karar altına aldığı bir idari işlemle yerle bir edilmesi, anlaşılır bir durum değildir.

İster istemez akıllara, MEBin uyguladığı bu hukuk dışı görevden uzaklaştırma işleminin gerekçesi olarak, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından, darbenin sorumlularının açığa çıkarılarak, bağımsız mahkemeler huzurunda hesap vermesini önlemek içinFETÖüyeleri vesempatizanlarıtarafından davanın sulandırılması, hedef saptırılması ve dikkatlerin başka yöne çekilerek,hukuka ve demokrasiye kast edenlerin ortaya çıkarılmasının önlenmeye çalışılması, gelmektedir.

Başta Rehberlik ve Denetim Başkanlığı olmak üzere, FETÖ örgütlenmesinin en önemli ayağı olan ‘Eğitim alanındakien büyük örgüt olanMEB teşkilatında,FETÖyeyönelik herhangi bir operasyon ve görevden almanın olmaması, soruşturmalarda yer alan maarif müfettişlerinin ve EğitimSenliöğretmenlerin listelerininhazırlanmasında yetkili kimi kaymakam ve vali yardımcılarının FETÖ üyesi oldukları iddiasıyla görevden alınmış olmaları gibi iddia ve gerçekler deFETÖnün, MEB merkez teşkilatında kendiörgütlenmesineyönelik operasyonları önlemek ve manipüle etmek amacıyla, Eğitim Sen operasyonunu gündeme getirdiğini, düşündürmektedir.

Bilmem haksız mıyız?

Abdullah Damar
Eğitimci-Yazar

www.kamudanhaber.net

06-10-2016