{"id":97,"date":"2008-12-26T16:33:32","date_gmt":"2008-12-26T14:33:32","guid":{"rendered":"http:\/\/www.sorubak.com\/blog\/?p=97"},"modified":"2008-12-26T16:33:41","modified_gmt":"2008-12-26T14:33:41","slug":"toplumsal-yasamda-osmanli-kadini","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.sorubak.com\/blog\/toplumsal-yasamda-osmanli-kadini.html","title":{"rendered":"Toplumsal Yasamda Osmanli Kad\u0131n\u0131"},"content":{"rendered":"<p>Toplumsal Yasamda Osmanli Kadini<br \/>\nXX. yuzyilin baslarina kadar kadinin Osmanli toplumunda &#8211; ozellikle kentsel toplumda &#8211; silik bir yeri vardi. Toplum yapisi, giderek daha belirgin bicimde cinslerin ayriligi uzerine oturuyordu. Oyle ki iki ayri dunya soz konusuydu. Her seyden once erkegin dunyasi kamusaldi, kadinin dunyasiysa ozeldi, mahremdi ve ailenin icinde yer aliyordu. Hemen tumuyle eve kapatilip carsaf giymeye mahk\u00fbm edilen kadin, kucultulmus bir evrenin icine sikistirilmisti. Bu nedenle de, onun toplumsal yasamdaki rolu onemli olcude sinirlanmisti.<br \/>\nKuran&#8217;da, yalnizca, peygamberin karilarina zorunlu kilinan carsafi simgeleyen sozcuk, hicab&#8217;dir (458). Ne var ki, carsaf giyme \u00e2deti zamanla ozgur konumdaki tum Musluman kadinlara yayildi. \u0130slamligin yayilmasiyla da Arabistan&#8217;da ve tum D\u00e2r-ul-\u0130slam&#8217;da (459) kendini kabul ettirdi. Osmanli \u0130mparatorlugu&#8217;nda carsaf giyme \u00e2deti kent kadinlarinin tumunce benimsenmis, kirsal alan kadinlari ise cok daha dusuk bir olcude bu \u00e2deti izlemistir. Aile yasamina ayirdigimiz bolumde belirtilen nedenlerden dolayi, burada kirsal kesim kadinlarini ele almayacagiz.<br \/>\nKentlerde devlet, kararnameler ve polis onlemleriyle kadinlari carsaf giymeye zorunlu tutuyor, bu alanda bazen isi carsafin bicimini ve kalinligini belirtmeye kadar bile vardirabiliyordu (460).<br \/>\nKadinlar, yasanin ongordugu cezalardan kurtulmak icin carsaf giymek zorundaydi. Bununla da yetinilmeyerek, kadinin ev disina cikislarini duzenlemek icin ardi ardina fermanlar cikariliyordu (461). Ancak, bunca &gt; yinelenmelere bakilirsa,yalnizca baskenti ilgilendiren bu kararlara her zaman uyulmadigi gibi yasaklamalarin da kati bicimde uygulanmadigi dusunulebilir.<br \/>\nTanzimat doneminde bu onlemlerde belli bir gevseme gorulmekle birlikte, yetkili makamlar, ramazan sirasinda eski kararlarin buyruk ve yasaklamalarini animsatmayi bir gorev biliyorlardi. 1867&#8217;de gazeteler asagidaki duyuruyu yayimliyordu:<br \/>\n&#8220;Kadinlar yalniz ve ancak Sultan Ahmet, Laleli ve Sehzadebasi camilerine gidebilecek, bunlar disinda hicbir buyuk camiye gidemeyecektir; namaz sirasinda bu camilerde yalnizca ve yalnizca hizmetliler bulunabilecek, hicbir erkek iceri alinmayacaktir. Kadinlar, bir iftar cagrisi icin bir yerden bir yere giderken, kalabalik yerlerde durmaksizin ve orada burada gezinirken, vakit yitirmeksizin onlerine bakarak yuruyeceklerdir&#8221; (462).<br \/>\n\u0130lgintir ki bu donemde erkekler de hizaya cagrilmis, kendilerinden, kadinlara karsi gerektigi gibi davranmalari istenmistir (463).<br \/>\nAbdulhamit&#8217;in saltanati ile birlikte kadinin dis yasami yeniden siki bicimde duzenlenmistir (464). Levant Herald gazetesinde cikan su haber bu gelismeye taniklik etmektedir:<br \/>\n&#8221;Majesteleri Sultan&#8217;in buyrugu ve Seyhulislam&#8217;in talebi uzerine, Danistay&#8217;in olurunu alan \u0130cisleri Bakanligi, Musluman kadinlarin giyecekleri giysilerin niteligini ve nasil hareket etmeleri gerektigini belirleyen kurallar koymustur. Genel yerlerde ve islek caddelerde gorunmek ve ziyaretler yapmak Musluman kadinlara yasaklanmistir. Polis memurlari en buyuk uyanikligi gostermeye ve kurallarda ongoruldugunden daha ince bir carsaf giymeye curet eden bir kadin gorur gormez, tutanak tutmaya cagrilmislardir. Tutanak, kurallara karsi gelen kadinin adini ve kurallari cignemenin tum ayrintilarini icerecektir; tutanak \u0130cisleri Bakanligina ve Polis Mudurlugu&#8217;ne iletilecektir. Bundan baska Musluman kadinlara arabayla ya da yaya olarak Beyazit, Sehzadebasi ve Aksaray semtlerine gitmek, oralarda gezinmek, Kapalicarsi&#8217;ya girmek ve dukk\u00e2nlara girip oturmak yasak edilmistir. Bu kurallarin cignenmesi halinde, karsi gelenler, ceza yasasinin 254. maddesi uyarinca kovusturulacaktir, kullanilan arabanin surucusu de kadin gibi cezalandirilacaktir. Bunlara ek olarak, Musluman kadinlarin genel yerlerde gruplar halinde toplanmalari kesinlikle yasaklanmistir. Bu tur bir grubu goren polis, kadinlara dagilmalarini emretmekle yukumludur. Bu dagilma cagrisi, gruptaki en yasli kadina, yanindaki obur kadinlara yoneltilecektir. (Tuzugun son bolumu, erkeklerin genel yerlerde kadinlara karsi nasil davranmalari gerektigine iliskindir). Herhangi bir erkek bir kadina laf atar ya da isaret ee, ceza yasasinin 202. maddesi uyarinca cezalandirilacaktir.&#8221; (465)<br \/>\nBununla birlikte, polisin yetkilerine karsin, ozellikle giyim kusam alaninda \u00e2detler gevsemeye baslamisti. Bu konuda Lois Rambert sunlari yazmaktadir:<br \/>\n&#8221;Musluman kadinlarin oldum olasi giydikleri ferace ve carsafin bicimi, sonuc olarak, oylesine degismis bulunuiyor ki, bunlarin harem gelenekleriyle bagdasmasi zordur. Entariye benzeyen carsaflar, kolsuz olarak dikilen feraceler iyi ahlak kurallarina uygun olmayan bir model uzerine bicilmektedir. Ve basortulerle yemeniler, saclari oldugu gibi gosterecek kadar incedir. Kimi kadinlar, isi askerler gibi ceket ve manto giymeye kadar vardirmaktadirlar. Carsaf giyme cagindaki genc kizlar, \u0130slamin yasaklarina aykiri urbalar icinde apacik gezip dolasmaktadirlar. Bunun uzun sure hosgorulemeyecegi belliydi. Nitekim bir Padisah iradesi, kadinlara, dinin ilkelerine uygun bicimde giyinmelerini buyurmustur. Bu iradeyle, buyruklara karsi gelecek kadin ve kizlarla birlikte kocalarin da, ana ve babalarin da sert bicimde kovusturulacaklari&#8221; duyuruluyordu (466).<br \/>\nNe var ki, su anlamli satirlardan da anlasilacagi gibi, hicbir &#8216;baski&#8217; k\u00e2r etmiyordu. 1894 tarihli bir ticaret yilligi, \u0130stanbul&#8217;da Avrupa giysileri satan &#8221;Galata Tring&#8221; Beyoglu&#8217;nda &#8221;Le Bon March\u00e9&#8221; ve &#8221;Meyer&#8221;, Bahcekapi&#8217;da &#8221;Orozdibak&#8221; gibi yabancilarin ve &#8221;Mustafa Samli&#8221; &#8221;Macit Mehmet Karakas&#8221;, &#8221;Selanik Bonmarsesi&#8221;, &#8221;Sisman Yanko&#8221; gibi Turk uyruklularin bircok magazasi bulundugunu gostermektedir. Ozellikle bu sonuncularin musterisi Turk kadinlariydi. En azindan sunu kabul etmek gerekirdi ki, salon yasaminda Avrupa modasina gore yasayan bir sinif dogmustu. Bu isletmeler k\u00e2rli is yaptiklarina gore, bu sinif oldukca onemli boyutlardaydi (467).<br \/>\nAslinda kadinlar, sokaktaki giyim kusamini duzenlemeye yonelik devlet mudahalelerine da acikca karsi cikmaya baslamislardi. Ornegin Rasime Hanim, yayinladigi bir yazida soyle diyordu:<br \/>\n&#8221;Gercek durustluk ve gercek ahlak, kamuoyunu kadinlarin evde kalmasini, oradan disari cikmamasini, cikinca da dikkatle ortunmesini istemeye yoneltmemeli, asil kurtarici ve aydinlatici dusuncelere hizmet etmelidir.&#8221; (468)<br \/>\nBoylece, sarayin, ulemanin ve kamuoyunun bir bolumunun bicimciligine karsin, Abdulhamit donemi kadinin toplumsal yasama katilimi dogrultusunda, belli bir gelisme gostermistir. Oriyantalist ve Turkolog A. Vambery bu gelismeyi dogrulamaktadir:<br \/>\n&#8221;Karanlikciligin bulvarlari olan haremlerin kadinlari da onemli olcude degisti. Evet! Yineliyorum, Turkiye&#8217;de kadinlarin guncel yasami, bana kalirsa su son 40 yil icinde tumuyle donusmus bulunmaktadir.&#8221; (469)<br \/>\nBelli bir iyimserligi dile getiren bu sozler, baskentin kadin nufusunun butununu degil, fakat onun varlikli ve gelismis bolumunu ilgilendirmekteydi. Gene de belli, hissedilir bir degisikligin kendini kabul ettirdigi bir gercektir.<br \/>\nMesrutiyet doneminde bu degisiklik daha da yogunlasarak ilerleyecekti. 1908 devrimi, carsaf giyme \u00e2detine karsi ilk kez ciddi gediklerin acilmasina neden oldu. Nitekim, carsaflarini boyunlarina saran ve Avrupa modasina gore giyinen kadinlar ve genc kizlar, bazen ufak tefek olaylarin cikmasina yol acsalar da \u0130stanbul basta olmak uzere bazi kentlerin caddelerinde gosteriler duzenlediler (470).<br \/>\n1912&#8217;de, Yunanlilarin isgal ettigi Selanik&#8217;ten gelen binlerce gocmen &#8216;donme&#8217; belli \u0130slam geleneklerinden oldukca uzakta bulundugu icin, Avrupa modasina oykunmesini daha da belirgin bir bicimde yogunlastirmistir (471).<br \/>\nBirinci Dunya Savasi&#8217;yla birlikte, carsaftan kurtulma hareketi yeni boyutlar kazandi. Calismak durumunda kalan Turk kadini artik daha pratik bicimde giyinmeye basladi. Carsaf ile pecenin yerini cene altinda dugumlenen basortusu aldi.<br \/>\nBu donusume kuskusuz tepkiler olmuyor degildi. 1908&#8217;de cikarilan polis emirnameleri, kadinlara, carsaf ve uygun kadin giysileri giymek zorunda olduklarini animsatiyordu. 1910&#8217;dan itibaren hukumetin tutumu, yukarida da gordugumuz gibi \u0130smail Gaspirali&#8217;nin tepki ve ofkesini uyandiracak derecede sertlesti. 1917 Eylul&#8217;unde polis \u0130stanbul duvarlarina su duyuruyu astirdi:<br \/>\n&#8221;Son aylarda baskent sokaklarinda utanc verici modalar gorulmektedir. Tum Musluman kadinlari eteklerini uzatmaya, korse giymekten sakinmaya ve kalin bir carsaf giymeye cagrilmaktadir. Bu emirnamenin buyruklarina uymalari icin onlara azami iki gun sure taninmistir.&#8221;<br \/>\nNe var ki zaman degismisti. Bu afis canli bir ajitasyona yol acti. Ust duzey yoneticileri duruma elkoyarak bazi polis memurlarinin yersiz gayretkesliklerini kinamak zorunda kaldilar. Baskent \u0130stanbul&#8217;un duvarlarina bu kez de soyle afisler asildi:<br \/>\n&#8221;Genel mudurluk, yasli geri kafali kadinlarin bir alt gorevliyi kandirarak, Musluman kadinlarin eski modaya geri donmelerini emreden bir duyuru yayinlatmis olmasindan muteessirdir. Bundan onceki emirnamenin gecersiz oldugu duyurulur&#8221; (472).<br \/>\nGiyim kusamda, ev icinde daha az baski altinda bulunan kadin, ev disina cikislarinda da, bazi yeni ozgurlukleri kullanmaya baslayacaktir. Ancak \u0130stanbul&#8217;da yeni yeni islemeye baslayan tramvay ve vapurlarda, h\u00e2l\u00e2 kadinlar icin ayrilmis ozel bolumler vardi. Ornegin Bogaz&#8217;dan karsiya gecen ya da \u0130stanbul&#8217;u Adalar&#8217;a baglayan bir vapura bir cift bindigi zaman kadinlara ayrilmis olan guverte salonlarina gitmek uzere kadin, esinin kolundan ayriliyor ve kocasina ancak yolun sonunda vapurdan inerken donebiliyordu. Ancak daha sonralari, guvertede eslerin birlikte seyahat etmelerine musaade edilecektir (473).<br \/>\nBununla birlikte kocalarinin yaninda sokaga cikan, onlarla birlikte tiyatroya ya da benzeri gosterilere, eglence yerlerine giden kadinlar tek tuk gorulmeye baslamisti. Ozellikle Basbakan Fuat Pasa&#8217;nin, karisiyla birlikte Tokatliyan Oteli&#8217;nin kahvesinde bir masaya oturmasi olay olmus, uzerinde cok yorum yapilmisti (474). 1917&#8217;de, ustelik carsaf da giymis olan karisiyla Buyukada&#8217;da bir otelin salonunda bulunan bir adam, buradan kovulmustur (475).<br \/>\nGene bu donemde, ilk kez bir Turk kadini, tiyatro sahnesine cikti. O zamana dek kadin rollerine, aksanlari duzgun olan Ermeni kadinlar cikiyordu. 1918&#8217;de \u0130stanbul Darul-Bedayi&#8217;ine staj icin birkac Turk kizi kabul edildi. bunlardan Jale takma adiyla Afife Hanim 1920&#8217;de Kadikoy Tiyatrosu&#8217;nda oynanan bir piyeste rol aldi. Bu girisim Musluman ahlakina aykiri bulundugundan, Afife Hanim mahkemeye verildi. Tiyatronun cok etkili adamlari araya girerek yargilanmadan ancak kurtuldu. Afife Hanim 1921&#8217;de sahneye yeniden cikti, cok da basarili oldu, ne var ki Sehremaneti&#8217;nden gelen bir emir, sahneye cikmasini yasakladi. Bir Musluman kadini sahnede gosteri yapamazdi. Nitekim Kemalist doneme kadar Dar-ul Bedayi, Musluman hicbir kadina rol vermedi (476).<br \/>\nMesrutiyet donemi, ayni zamanda Osmanli \u0130mparatorlugu&#8217;nda kadin derneklerinin dogusuna da tanik olmustur. \u0130lk kadin dernekleri -Bati&#8217;da oldugu gibi- hayirsever amaclarla kurulmus ve yetkin kadinlarca yonetilmislerdir. Bu derneklerin en eskisi, 1908&#8217;de Fatma Aliye&#8217;nin kurdugu Cemiyet-i \u0130mdadiye&#8217;dir. Dernegin baslica amaci, yardim ve ozellikle Rumeli cephesinde savasan askerlere kislik giysi saglamakti (477). 1912&#8217;de Besim Omer Pasa&#8217;nin destegiyle, Hilal-i Ahmer Hanimlar Merkezi kuruldu (478). Ancak derneklerde orgutlenmeden once Turk kadinlari, 1874&#8217;te kurulan ve 1908&#8217;de Kizilay&#8217;i doguracak olan Malul ve Hasta Askerlere Yardim Cemiyeti&#8217;nin de uyesiydiler. Hilal-i Ahmer Hanimlar Merkezi&#8217;nin baslica gorevi, Balkanlardan gelen gocmenlere ve savas yetimlerine yardim etmekti. Burada dul ve yetimler korunuyor, egitiliyor, kendilerine is saglaniyordu. Bunlar arasinda Esirgeme Dernegi, Nezihe Muhittin&#8217;in kurdugu Donanma Cemiyeti Hanimlar Subesi vb. dernekler, bu donemde ayni amaclar icin kurulmustur (479).<br \/>\n1913&#8217;te Nuriye Ulviye&#8217;nin kurdugu Kadinlar Dunyasi adli bir de yayin organi olan Mudafaa-i Hukuk-u Nisvan Dernegi gibi kadin haklarini savunmak, ya da 1909&#8217;da Halide Edip (Adivar)&#8217;in kurdugu Ta\u00e2l-i Nisvan gibi kadinlara toplumsal yasamda uyum saglamada yardim etmek gibi amaclarla kurulmus daha pek cok kadin dernegi vardi. Bunlardan, Mudafaa-i Hukuk-u Nisvan pek cok konuda kamuya, acik tavirlar almakta tereddut etmedi. Ornegin, Telefon Kumpanyasi&#8217;nin kadin isci almayi reddetmesi karsisinda basarili bir savasim verdi, gene, kadin oldugu icin ucaga alinmayan Belkis Hanim&#8217;in sorununu ictenlikle destekledi. Ta\u00e2l-i Nisvan&#8217;a gelince, erkek ve kadinlarin katilimiyla tartismali oturumlar, konferanslar duzenleyen ilk derneklerdendi. (480)<br \/>\nNihayet, Osmanli \u0130mparatorlugu&#8217;nca imzalanan Birakisma da, yurtsever amacli pek cok kadin derneklerinin kurulmasina yol acmistir. Bunlara daha ilerde deginecegiz.<br \/>\nKonuyu toparlamak icin diyebiliriz ki, Birinci Dunya Savasi&#8217;ndaki yenilgi, \u0130slamcilarin etkisini guclendirmistir. Onlara, kadinin toplumsal yasamda edinmeye basladigi yeri daraltmaya yonelik etkin bicimde mudahale etme olanaklari saglamistir. Sadece en tutucu egilimlerin temsilcisi olanlar degil, pek cok gazete, degerlerdeki gevseme ve cozulmeyi kinamaya koyulmustur (481). &#8221;Din&#8221;, diyordu Vakit, &#8221;ahlakin en saglam desteklerinden biridir. Dinsel cahillik gibi, dine karsi kayitsizlik da, Osmanli \u0130mparatorlugu&#8217;nun gecirmekte oldugu bu degerler bunalimindan genis olcude sorumlu tutulmalidir&#8221; (482). \u0130ste Seyhulislam, bu bunalima care bulmali ve kamu ahlakinin kalkindirilmasi icin ozel bir komisyon kurulmaliydi (483).<br \/>\nFalih R\u0131fk\u0131 Atay&#8217;in \u00c7ankaya IV adl\u0131 kitab\u0131nda Osmanl\u0131&#8217;da kad\u0131n, aile ya\u015f&gt;\u0131 ve g\u00fcnl\u00fck hayat \u015fu \u015fekilde \u00f6zetleniyor:<br \/>\n&#8220;Padi\u015fah ayn\u0131 zamanda halifedir. H\u00fck\u00fcmette padi\u015fah\u0131n sadrazam\u0131 varsa, halifenin de \u015feyh\u00fclislam\u0131 vard\u0131r. E\u011fitim \u00e7ifte standatl\u0131 idi, hem sivil mektep hem de medrese vard\u0131. Sivil mektep bile, k\u00fclt\u00fcr bak\u0131m\u0131ndan medresenin kontrolu alt\u0131nda idi. Adalet de \u00e7ifte standatl\u0131 idi.. Bat\u0131 d\u00fcnyas\u0131ndan al\u0131nan kanunlarla h\u00fckmeden mahkemeler ve hakimler, \u015feriat esalar\u0131na g\u00f6re h\u00fckmeden \u015fer&#8217;iyye mahkemeleri ve kad\u0131lar vard\u0131. Fetva al\u0131nmadan harbe girilmezdi. Aile d\u00fczeni tamamen \u015feriat\u00e7\u0131l\u0131\u011f\u0131n tesiri alt\u0131ndayd\u0131. \u0130stanbul&#8217;dan en uzak yere kadar iki tip kadro vard\u0131: Sar\u0131kl\u0131 kadro daha n\u00fcfuzlu idi. En itibarl\u0131 vali bile sar\u0131\u011fa riyakarl\u0131k ederdi. Kad\u0131nlar\u0131 savunan bir hukuk yoktu. \u00d6yle ki, piyano \u00e7alan veya konu\u015fma yapan bir kad\u0131n\u0131n sahneye veya k\u00fcrs\u00fcye \u00e7\u0131kmas\u0131, neredeyse bir devrim san\u0131l\u0131rd\u0131. Hamdullah Suphi, T\u00fcrkocaklar\u0131&#8217;nda T\u00fcrk kad\u0131n\u0131n piyano konseri veya konferans vermek i\u00e7in sahneye \u00e7\u0131kard\u0131\u011f\u0131nda, bu b\u00fcy\u00fck bir olay olarak tan\u0131mlanm\u0131\u015ft\u0131.<br \/>\nBirinci D\u00fcnya Sava\u015f\u0131&#8217;nda, kocas\u0131 ile bir Ada otelinde kalan bir kad\u0131n, polis m\u00fcd\u00fcr\u00fc taraf\u0131ndan kolundan tutulup kovulmu\u015ftu. Ayn\u0131 arabaya binen kad\u0131n ve erkek, polise evlilik vesikas\u0131 g\u00f6stermek zorundayd\u0131. \u00dcniversite vard\u0131 ama, h\u00fcr d\u00fc\u015f\u00fcnce yoktu. Felsefe, medreseye aitti.<br \/>\nMe\u015frutiyetin sonlar\u0131nda bile, aile ve \u00fcniversite \u015feriat tak\u0131m\u0131n\u0131n h\u00fckm\u00fc alt\u0131ndayd\u0131. H\u00fcr ya\u015fay\u0131\u015f ve h\u00fcr d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc\u015f gizli ve her tarafta d\u00f6rt duvarla \u00e7evriliydi. Evlerinde a\u00e7\u0131&gt;, her t\u00fcrl\u00fc Bat\u0131 adetlerini benimseyen ailelerin kad\u0131nlar\u0131 bile soka\u011fa \u00e7er\u015fafs\u0131z ve pe\u00e7esiz \u00e7\u0131kamazlard\u0131. Birinci D\u00fcnya Harbi&#8217;ndeki yenilgilerden sonra, Enver Pa\u015fa, \u00e7ar\u015faflar\u0131n ayaklar\u0131n hangi noktas\u0131na kadar inece\u011fini belirlemek i\u00e7in bir komisyon bile kurdurmu\u015ftu. \u00c7anakkale cephesinde sava\u015fmakta olan bir y\u00fcksek r\u00fctbeli subay\u0131n, annesi Alman olan k\u0131z\u0131 bir g\u00fcn Alman davetliler ile bulu\u015funca, Enver Pa\u015fa subay\u0131 derhal emekliye ay\u0131rm\u0131\u015ft\u0131. O aileden bir han\u0131mla evli olan bir r\u00fcsumat memuru da i\u015ften at\u0131lm\u0131\u015ft\u0131.<br \/>\nOsmanl\u0131 toplumunda, kad\u0131n, taasuba kar\u015f\u0131 devletin ba\u015fl\u0131ca tavizi idi. Taasup i\u00e7in ahlak, \u0131rz demektir. Irz da kad\u0131n demektir. \u0130stanbul&#8217;da kadunlar\u0131n \u0131rz\u0131ndan yaln\u0131z kocalar\u0131, ana-babalar\u0131 sorumlu de\u011fildi, t\u00fcm mahalle halk\u0131 aile hayat\u0131n\u0131 kontrol ederdi. Bir eve kad\u0131n al\u0131nd\u0131\u011f\u0131 haberi duyuldu mu, imam, bek\u00e7i ve belli ba\u015fl\u0131 mahalle e\u015fraf\u0131 gider, o evi basard\u0131. \u00c7at\u0131 aras\u0131na ve k\u00fcmese kadar aranmad\u0131k yer kalmazd\u0131. Sokakta herkes, kad\u0131nlar\u0131n k\u0131yafetine kar\u0131\u015fmak hakk\u0131n\u0131 kendisinde g\u00f6r\u00fcrd\u00fc. Y\u00fczler, kollar, eller ve bacaklar iyice kapanmal\u0131, \u00e7ar\u015faflar v\u00fccut bi\u00e7imini hi\u00e7 sezdirmemeli, pe\u00e7eler tam bir y\u00fcz \u00f6rt\u00fcs\u00fc olmal\u0131 idi. Kad\u0131n, erkekle birlikte ayn\u0131 arabaya binemezdi. Vapurlarda, tramvaylarda, muhallebici d\u00fckkanlar\u0131nda kad\u0131nlar ve erkekler birbirlerinden perde veya kafesle ayr\u0131l\u0131rlard\u0131. Mesirelerde bile harem k\u0131sm\u0131 vard\u0131.<br \/>\nEvinin kad\u0131n\u0131n\u0131 yak\u0131n erkek ahbaplar\u0131 ile tan\u0131\u015ft\u0131ran a\u00e7\u0131lm\u0131\u015f aileler bile, erkek misafirlerini selaml\u0131kta kabul etmek ve dile d\u00fc\u015fmemek zorunda idiler.<br \/>\nMecliste bile bir hoca mebus k\u00fcrs\u00fcye \u00e7\u0131kar, &#8220;Floriyye&#8217;de denize giren&#8221; kad\u0131nlar\u0131 ele\u015ftirir dururdu..<br \/>\nT\u00fcrk\u00e7e oynayan tiyatrolarda kad\u0131n rol\u00fcn\u00fc Ermeniler oynard\u0131. Orta oyununda ise, kad\u0131n yerine &#8220;zenne&#8221; denen ya\u015fmakl\u0131 bir erkek sahneye \u00e7\u0131kard\u0131.<br \/>\nKa\u015f\u0131k, \u00e7artal gibi yemek tak\u0131mlar\u0131 bile mekruh say\u0131l\u0131rd\u0131.&#8221;<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>Toplumsal Yasamda Osmanli Kadini XX. yuzyilin baslarina kadar kadinin Osmanli toplumunda &#8211; ozellikle kentsel toplumda &#8211; silik bir yeri vardi. Toplum yapisi, giderek daha belirgin bicimde cinslerin ayriligi uzerine oturuyordu. Oyle ki iki ayri dunya soz konusuydu. Her seyden once erkegin dunyasi kamusaldi, kadinin dunyasiysa ozeldi, mahremdi ve ailenin icinde yer aliyordu. Hemen tumuyle eve &#8230; <a title=\"Toplumsal Yasamda Osmanli Kad\u0131n\u0131\" class=\"read-more\" href=\"https:\/\/www.sorubak.com\/blog\/toplumsal-yasamda-osmanli-kadini.html\" aria-label=\"More on Toplumsal Yasamda Osmanli Kad\u0131n\u0131\">Devam\u0131n\u0131 oku&#8230;<\/a><\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":0,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"footnotes":""},"categories":[26],"tags":[50,48,52,37],"class_list":["post-97","post","type-post","status-publish","format-standard","hentry","category-tarih","tag-anla","tag-daha","tag-gerekir","tag-osmanli"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.sorubak.com\/blog\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/97","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.sorubak.com\/blog\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.sorubak.com\/blog\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.sorubak.com\/blog\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.sorubak.com\/blog\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=97"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.sorubak.com\/blog\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/97\/revisions"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.sorubak.com\/blog\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=97"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.sorubak.com\/blog\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=97"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.sorubak.com\/blog\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=97"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}