Mübalağa (Abartma)

Bir sözün etkisini arttırmak amacıyla bir şeyi olduğundan çok göstermek ya da olmayacak biçimde anlatma sanatıdır. Alem sele gitti gözüm yaşından(Göz yaşından sel oluşmaz o nedenle abartma yapılmıştır) Uçtuk Mohaç ufkunda görünmek hevesiyle O kadar zayıftı ki Bir dalın arkasına geçse göremezdi kimse onu Merkezi hake atsalar da bizi Küre-i arzı patlatır çıkarız

Tezat

İki karşıt düşüncenin bir arada söylenmesi ile yapılan sanattır.Bir cümlede iki zıt kelimenin bulunması önemli değildir. Ö nemli olan bu iki zıt kelimenin bir düşüncede birleşmesidir. Gece uyurum,gündüz çalışırım———(tezat değil) Ağlarım hatıra geldikçe gülüştüklerimiz Ağzına yok dediler dediklerince var imiş

Tariz (İğneleme-Dokundurmaca)

İğneleme sözün tam karşıtının söylenmesiyle yapılır.Bir sözün karşıt anlamının anlaşılacak şekilde kullanılmasıdır.Tarizde eleştiri,yergi, alay anlamı vardır. Yaramaz bir çocuk için “o çok usludur “ denmesi Geç kalan birisine “Beyefendiler niçin erken teşrif buyurdular” denmesi

Aliterasyon

ALİTERASYON Şiirde aynı seslerin fazlaca kullanılmasıdır.Amaç ahenk oluşturmaktır. Bir büyük boşlukta bozuldu büyü Eylülde melul oldu gönül soldu da lale Bir kaküle meyletti gönül geldi bu hale

Teşhis-İntak (Kişileştirme-Konuşturma)

İnsan dışındaki canlı ve cansız varlıklara insana özgü bir özellik verme sanatına TEŞHİS denir. Alama karanfil beni de ağlatma Sil göz yaşlarını Ağlamak insana özgü bir niteliktir burada karanfilin ağlaması, göz yaşlarını silmesi kişileştirildiğini gösterir. Kanlıca yüzerken uykularda Mehtabı sürükledik sularda Aslan postu giymiş eşeğin biri Canına okuyacaktı dünyanın İnsafı da yoktu kafir hayvanın İNTAK: … Devamını oku…

Tevriye

Birden fazla anlamı olan bir kelimenin iki anlama gelecek şekilde kullanılmasıyla oluşturulan sanattır.Kelimelerin yakın anlamları söylenir görünerek uzak anlamları kastedilir.Tevriyede kelimenin her iki anlamı da gerçektir. Ulusun korkma ,nasıl böyle bir imanı boğar Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar Yukarıdaki dizelerde geçen ulusun kelimesi hem yücesin anlamı hem de köpek gibi ulumak anlamı taşır. Bu … Devamını oku…

Mecaz-ı Mürsel (Ad Aktarması)

Bir sözün benzetme amacı güdülmeden gerçek anlamı dışında kullanılması sanatıdır.Gerçek anlama gelmesi imkansızdır. Ankara bu olaya tepki gösterdi. Burada tepki gösteren şehir değil.Anakara da bulunan hükümettir.Mecaz-ı mürsel yapılmış.Şehir söylenmiş hükümet kastedilmiştir. Cemil Meriç’i her okuyuşumda yeni bir şeyler buluyorum. (Kitabını okuyorum kendisini değil) Kırmızı beyaz bu sene başarı gösteremedi. Evin suyu patlamış.

Kinaye

Bir sözün gerçek anlamını söyleyip mecaz anlamını çağrıştırma sanatıdır. Bu sanatta gerçek anlamda söylenmiş olabilir ama kastedilen yan anlamdır. “Bulamadım dünyada gönüle mekan Nerde bir gül bitse etrafı diken” Son dizede kinaye yapılmıştır.Çünkü:Gerçekten gülün olduğu yerde dikenler vardır.Ancak burada kastedilen “nerede iyilik olsa mutlaka etrafında kötülük de olur” anlamındadır.Dizede söylenen gerçek anlamın ardında bir mecaz … Devamını oku…

İstiare (İğretileme)

Her hangi bir varlığa,benzerlik dolayısıyla asıl adının benzediği başka bir varlığın adının verilmesine denir.Bu sanatın özünün teşbih oluşturur.Ancak istiarede benzeyen ve kendisine benzetilenden sadece biri söylenir. Şakaklarıma kar mı yağdı ,ne var? Kendisine benzetilen :kar Benzeyen:şakaklardaki kır saçlardır.Ancak söylenmemiştir.Biz bunu mantıkla buluyoruz. Benzeyenin ya da benzetilenin kullanılmasına bağlı olarak iki çeşit istiare vardır. 1-Açık İstiare:Yalnız … Devamını oku…

Benzetme (Teşbih)

Aralarında ortak özellik bulunan iki kavramdan nitelik yönünden zayıf olanın güçlüye benzetilerek belirgin hale getirilmesidir. Güzel Türkçe’miz anamın sütü gibidir.(Bu örnekte Türkçe ;saf,temiz ve katkısız olma bakımından ana sütüne benzetilmiştir.) Tam bir benzetmede dört öğe bulunur. 1-Benzeyen:Bir birine benzetilen kavramlardan nitelikçe güçsüz olanıdır. 2-Kendisine Benzetilen:Benzetilen kavramlardan nitelikçe güçlü olanıdır. 3-Benzetme Yönü:Benzeyenle benzetilen arasındaki ortak özelliktir. … Devamını oku…

Edebi Sanatlar

Edebi metinlerin anlaşılmasında ve yorumlanmasında edebi sanatların önemli bir yeri vardır.Özellikle Divan Edebiyatı’nın anlaşılabilmesi için Sanatların çok iyi bilinmesi gerekir.Divan şiirinde sanatsız beyit hemen hemen hiç yok gibidir.Divan şairleri sanata düşkün olduklarından çoğu zaman bir beyit içinde birden fazla sanatı iç içe kullanmışlardır. Söz sanatları çoğunlukla nazımda ve nesirde ortaktır.Nazımda yapılan sanatların bir çoğu nesirde … Devamını oku…

Kafiye ,Çeşitleri ve Özellikleri

KAFİYE Kafiye, en az iki mısra sonunda. anlamı ayrı, yazılışı aynı iki sözcük arasındaki ses benzerliğidir. Kafiyenin sağladığı hususlar şunlardır: a) Her mısraın ahenkli bir duygu ile kesilmesini sağlar. b) Kafiye şiirin akılda kolayca kalmasını temin eder. c) Anlamca ilgisiz görünen mısraları kaynaştırır. d) Yeni fikirlerin bulunmasına katkıda bulunur. e) Şiire söyleyiş güzelliği kazandırır. Kafiyenin … Devamını oku…

Şiir Türleri

LİRİK ŞİİR:Duyguların coşkun bir dille anlatıldığı şiirlerdir. Akıldan çok hayal gücüne ,duygusallığa hitap eder.(Gurbet,ayrılık,Hasret) Gurbet o kadar acı ki Ne varsa içimde Ben gurbette değilim Gurbet benim içimde Not:Edebiyatımızda lirik şair olarak;Fuzuli,Nedim,Yunus Emre, Karacaoğlan,Yahya Kemal, ve Ahmet Haşim’i sayabiliriz. DİDAKTİK ŞİİR:Bir şeyler öğretmek,bilgi vermek, amacıyla yazılan duyguyu değil fikri konu edinen şiirlerdir.Fabllar didaktik şiir türlerine … Devamını oku…

Ahmet HAŞİM (1884-1933)

Fecr-i Ati anlayışını döneminde Milli Edebiyatın çokça revaçta olmasına rağmen değiştirmemiştir.Ne şiir ne de dil anlayışında sapma olmamıştır.Ancak dilde sadeleşme fikrini nesirlerinde kullandığı sade dilde görürüz.Hatta bu dil bazen milli edebiyatın dilinden bile sadedir. Ahmet Haşim, şiir görüşlerini şöyle açıklar; Şair ne bir hakikat habercisi ne bir belagatli insan ne de bir kanun koyucusudur.Şairin lisanı … Devamını oku…