Sponsorlu Bağlantılar

Beyin Göçü ve Sonuçları

Pazartesi, 6 Nisan 2009, 14:27 | Coğrafya, Ders Notları | 0 Yorum | 1.029 okuma
Yazar admin

Beyin göçü; bize göre, nitelikli insangücünün ülkesinin sosyal ve ekonomik kalkınma gayretleri ve menafatleri karşısında pasifleştirilmesi sürecidir. Gelişmiş ülkelerin yüksek vasıflı emek ithalinden vazgeçemeyişleri sadece geniş istihdam imkânlarına bağlanamaz. Yüksek vasıflı İnsangücü arzının artışı ne ölçüde olursa olsun, bu ülkeler uzun dönemde yine de bir insangücü açığı ile karşı karşıya gelebilmektedirler. Bir vasıflı elemanın yetiştirilmesi, hem belirli bir zaman almaktadır ve bir süre beklemek gerekmektedir, hem de bir eğitim yatırımı gerektirmektedir. Bunun yerine, yetişmiş bir vasıflı elemanı ithal etmek, az bir eğitim maliyetiyle o kimseden faydalanmak demektir. Bu kimsenin yetişmesi, bilgi ve kabiliyetinin geliştirilmesi yönünden kendi ülkesi maliyeti taşımaktadır.

Göç ettiği ülke ise, bir eğitim yatırımına veya daha dar anlamda herhangi bir harcamaya gitmeden sınırlı bir konut ve sağlık harcaması hariç bu kimseden faydalanacaktır. Bu durumda, göç edilen ülke, eğitim yatırımı açısından karlı çıkmakta ve o kimseye düşen yatının miktarı kadar tasarruf etmiş sayılmaktadır. Böylece, bir kısım eğitim harcamaları daha verimli bir alana kaydırılmış olmaktadır. Bir de bu kimsenin sosyal ve ekonomik gelişmeye yapacağı katkı düşünülürse, göç alan ülkenin bu işten ne kadar kârlı çıktığı ortadadır.

Sosyal ve ferdi hasıla açısından düşünürsek, göç eden kimse, ferdi bakımdan karlı sayılabilir. Daha yüksek ücret alacak, bilgi ve görgüsü artacak, daha rahat imkânlar içinde çalışabilecek, ilmî araştırma ikliminden yararlanacak, yenilik ve buluş merkezlerine yakın olacaktır. Ancak, sosyal açıdan göç veren ülke için büyük bir kayıptır. Göç alan ülke için ise, sosyal hâsılayı arttıran bir unsurdur.

Beyin göçü alan ülkeler genellikle gelişmiş ülkelerdir. Az gelişmiş ve gelişme potansiyeline sahip olmayan bir ülkeden bir vasıflı elemanın gelişmiş ülkeye göçü şüphesiz ki, önem taşır. Ancak, gelişmekte olan bir ülkeden gelişmiş ülkeye göçü, daha çok dikkat çeker. Çünkü, genellikle gelişmekte olan ülkeler, potansiyel olarak gelişme imkanlarına sahip olan ülkelerdir. Beyin göçü, insangücü açıkları bulunan ve bu açıkları en kısa zamanda kapamak durumunda olan gelişmekte olan ülkelerin gelişme eğilimini sarsar. Üstelik, eğitimin maliyeti göç dolayısıyla yükseleceğinden, gelişmekte olan ülkelerde eğitime ayrılan kaynakların etkinliği azalacaktır. Kaynaklan kıt ve bunları optimal dağıtarak kalkınma zorunda olan bu ülkeler, göç dolayısıyla daha büyük kayıplarla ve açıklarla karşılarlar.

Gelişmiş ülkelerden diğer gelişmiş ülkelere olan göç “beşeri kapitalin milletlerarası dolaşımı” olarak değerlendirilmektedir259. Meselâ; İngiltere’den A.B.D., Kanada ve F. Almanya’ya olan göç örneğindeki gibi… Göç alan ve veren ülkelerin kayıp ve kazançları, gelişmekte olan ve gelişmemiş ülke arasındaki ilişkide görüldüğü kadar büyük etkiler doğurmaz. Göç alan ülkeler eğitim maliyetine katılmadıklarından yapmadıkları harcama bu ülkeler için bir tasarruftur. Bu tasarruflar daha etkin bir alanda araştırmageliştirmede (A+G) kullanılmaktadır.

Bu değerlendirmelerde bu ülkenin kalkınma ve gelişmesi ve faydalanacağı beşeri kaynakların göçle kaybedilmesinden ziyade, beşeri kaynakların dünya ölçüsünde optimal verim ve katkı sağlayacak şekilde serbest piyasa şartları altında dolaşımı esas alınmaktadır. Aslında, göç hem ülke, hem de ülkelerarası alanlarda ortaya çıkan çok sayıda karmaşık faktörün etkisinde kalmaktadır. Beyin göçü ile işgücü ihracını birbirine karıştırmamak gerekir. Beyin göçüne konu olanlar işgücünden ziyade “insangücü” kapsamı içinde yer alırlar. İşgücünün de mutlaka o ülkeye göçü anlamına gelmez. Bununla beraber, göçün yönü ve niteliği itibariyle işgücü ihracı insangücü ile birlikte de görülebilir. İnsangücünün dolaşımı konusunda günümüzde dikkati çeken bir özellik de, kapitalist olarak nitelenen ülkeler arasında bu dolaşımın görülmesinin yanısıra, sosyalist olarak kabul edilen ülkelerden de kapitalist sayılan Batı ülkelerine doğru bir emek akımına rastlanmasıdır.

Dış yardım ile beyin göçünden doğan katma değeri karşılaştırılanların ortaya koyduklarına göre, meselâ, A.B.D.’de beyin göçünden elde edilen katma değer, bu ülkenin dış yardımlarından birkaç kat fazladır. A.B.D. ve Kanada’nın yamsıra, İngiltere, Fransa ve F. Almanya gibi ülkeler de geniş ölçüde beyin göçü almaktadırlar.

 BEYİN GÖÇÜNÜ DOĞURAN FAKTÖRLER

» Sayı ve nitelik olarak bazı dallarda eğitilen insangücü ile talep edilen insangücü arasındaki dengesizlik,
» Gelişmiş ülkelerle gelişmekte olan ülkeler arasında vasıfları belirli işlere farklı ücret seviyelerinin uygulanması ve maddî tatminsizliğin yanısıra, manevî tatmine erişememek,
» Üniversite eğitim ve öğretim kadrolarına girişte doğan engeller,
» İstihdam imkânlarının gelişmekte olan ülkelerde sınırlı olması, işsizliğin ve bilhassa aydın işsizliğinin görülmesi, eğitimistihdam ilişkilerinin yeterince düzenlenmemesi,
» Yaratıcı gücün teşvik edilmemesi, araştırma ve inceleme konusunda imkânların yetersizliği, ilim zihniyetinin ve ikliminin bulunmaması, araç gereç ve kalkınma hedefleriyle bütünleşmiş bir araştırmageliştirme politikasının noksanlığı,
» Millî ideallerin eğitim ve kültür politikaları yoluyla gençlik ve aydınlar arasında yer edememesi,
» Siyasî ve ekonomik istikrarın bulunmaması, demokratik yapının zedelenmesi, can ve mal güvenliğinin azalması,
» Mevcut eğitim sisteminin ve bilhassa bazı eğitim kuruluşlarının gelişmiş ülkeler içi pazar olabilme özelliği,
» Gelişmiş ülkelerin teknolojik gelişme ve yeniliklerini merkezi olmaları,
» “Alıştırma” ve “telkin” yoluyla gelişmiş ülkelerin cazip gösterilmesi için sürdürülen kültürel baskı ve yüksek öğretimde yabancı dille eğitim ve öğretim,
» Özellikle lisans düzeyinde burslu ve kendi hesabına okumak üzere yurt dışına öğrenci gönderilmesi,
» Siyasi tercihler.

Beyin göçünü tahrik eden ve arttıran bu gibi sebeplerin dışında göçü azaltan bazı faktörlerden de bahsedebiliriz. Tabiatıyla, yukarıda belirttiklerimizden ters yönde doğacak eğilimler, göçü hafifletebilir. Bunların dışında ekonomik büyüme dönemleri, genişleyen yatırım hacmi, eğitimistihdam ilişkilerinin düzenlenmesi, araştırma ve geliştirme kuruluşlarının yeterli olması, üniversite öğretim üyeliğine geçişte fırsat eşitliğini önleyen engellerin kaldırılması ve yeni kadroların tahsisi, yurt dışındaki insangücümüzle temas yollarının arttırılması ve ilişkiler kurulması gibi tedbirler de göçü hafifletebilir. Yapılan bir araştırmada, göçü önleyici çareler arasında Türkiye’de ilmi araştırma faaliyetlerinin özendirilmesi ve genişletilmesi, başarıya prim verilmesi, üniversite kariyer sisteminin ele alınması, ücret ve maaş düzenlenmesi dış temasların arttırılmasına yer verilmektedir.

Eğitimin “millî” olup olmaması da beyin göçü üzerinde tesirli olabilir. Burada eğitim nasıl milli olur sorusunu cevaplandırmamız gerekmektedir. Meselâ, iktisat öğretimi, Türk İktisat Tarihinin diğer toplumların iktisat tarihlerinden ayrılan kendine has özelliklerini vermediği sürece, o iktisat öğretimi milli sayılamaz. Tıp öğreniminde tıp tarihi ve dünya tıp kaynaklarına girmiş Türk ve İslâm bilginleri ve katkıları öğrenciye verilemiyorsa, o tıp öğrenimi millî olamaz. Sanat tarihinde Türk kültürünün maddeye yansımış üstün özellikleri öğrenciye verilemiyorsa, gayet tabii ki aydınımız Anadolu’da yaşamış küçük toplulukların yaşayış ve medeniyetleri ile ilgilenir ve karşısında bir dev gibi duran Osmanlı, Selçuklu ve eski Türk sanat ve medeniyetinden habersiz olur. Sosyoloji öğretiminde şehirleşmesanayileşme süreci ele alınırken sadece Batı Avrupa’da ticaretin filizlendiği şehirler (burglar) ele alınıp özellikle X. ve XI. Yüzyıllarda Doğu’da beyin göçü dahi alan; Türklerin yerleşik hayatını belgeleyen medeniyette ve teknikte o yüzyıllar için ileri sayılan Türk şehirleri ihmal ediliyorsa, bu öğretime de milli denemez. Bunları bilmiyorlar diye de genç insanlar suçlanamaz. Yabancı dil öğreniminde yabancı dilin bir araç olduğu,Türkçe konuşulması gereken yerde Türkçeden taviz verilmeyeceği öğrenciye kazandırılmazsa, yabancı dilin kültür dairesi içinde insanımız kaybolup gider. Yabancı dile bakış, gerçekçi olmalı ve yerinde kullanılmalıdır.

sorubak-beyin göçü ve sonucu-beyin göçü sonuçları-Coğrafyada beyin göçü ne demek ve sonuçları
Etiket , , , , ,

YAZ ANA SAYFADA YAYIMLAYALIM

Sponsorlu Bağlantılar

Serbest Kürsü

  • dünyanın en akıllısı: bumu zor ben bunu 1dk 54saniyede yaptım naber
  • Nick...: 6 ne ? hemen lazım
  • nazlıcan rona aydın: haklısın begümcüğüm mesela o *****lardan biri alyna anlamamış kafasız tabi o tek değil daha birçok *****
  • begüm özsel savaş: herkez açıklayıcı değil demiş ama sorun açıklatıcı olmakta değil anlamakta evet açıklayıcı değil ama ben anladım eğer sizde anlamışsanız bırakın...
  • sena:): çok saolun konu anlatıcam ve kaynak bulamamıştım ama buldum :)
  • çibetbet: hayatı uyku yapmışım uyuyormuşum alarmı duydukça horluyormuşum gececi diyorlarmış benim halime söylesene söyleee uyanayım mı :)
  • spx: süper yaa
  • cocumuyo: her seneninki var
  • cocumuyo: cocumuyo
  • dilaraya cevap: baksana hangisi cevabı ise kırmızı renkli yazmışlar